Öz Saygı Dersleri

Öz Saygı Dersleri 518 809 Filizofi

Fem Güçlütürk’ün hesabında gördüğüm için almaya karar verdim Dr. Yoon Hong Gyun’un kitabını. Koreli ünlü bir psikiyatrist Gyun. Özellikle gençler için çok faydalı olabileceğini düşündüğüm kitap, ergenlik yıllarımdaki duygularıma götürdü beni. O zamandan bugüne çok şey değişti. Bizim neslimiz  de zorlandı mutlaka ama bugün sosyal medyanın etkisi ile herşeyi görür ve her yerde görünür olmanın yarattığı sosyal baskı ve uyumlanma çabası daha da yoğun. İnsanlar yaşamlarını, duygularını ve yüzlerini filtreleyerek bir avatar yaratırken kendi kimliğini bulmaya çalışan gençler için neyin gerçek neyin hayal ürünü olduğunun ayrımını yapmak artık daha da zor.

İşte tam da bu noktada Dr. Gyun’un kitabı önemli bir soruya odaklanıyor: İnsan, dış dünyanın beklentileri arasında kendi değerini nasıl koruyabilir? Özgüvenden başlayıp insanın kendini tanıması ve sevmek için çaba harcaması gerektiğini vurgulayarak başlamış Dr. Gyun. “Kendini sevmeyen insan tüm zamanını kendini eleştiren bir kafa sesiyle geçirir, bu da insanı karamsarlaştırır.” diyor. Kişinin kendini tanımak için zaman harcamasını, kuvvetli ve zayıf yönlerini objektif olarak değerlendirmesini  ve kendine değer vermesini, zaman zaman sevdiği bir şeyleri yaparak  ödüllendirmesini salık veriyor.

Kitabın dikkatimi çeken bölümlerinden biri de özsaygı ile beyin gelişimi arasındaki ilişkiydi .Ergenlikte prefrontal korteks gelişmeye başlasa da o dönemde daha güçlü olan hala limbik sistem. Mantık ve duyguyu yöneten bu iki tarafı dengeleyebilmek, her iki tarafı da kullanmak ve pratik yapmak gerekli. Yalnızca duygularla verilen kararlar gibi sadece mantık çerçevesinde alınan kararlar da  insanı mutlu etmiyor. Çocukları çoktan seçmeli sınavlara mahkum etmek yerine yaratıcılıklarını da geliştirecek sanatsal ve sportif aktivitelere de yöneltebilsek keşke. Dünyadaki rekabetçi ortam sınav makinesi yapıyor bir çok genci. Gerçekten ne yapmaktan keyif aldıklarını bulacak zamanları olmuyor çoğu zaman.

Gyun’a göre özsaygının önemli parçalarından biri de kendi hayatının sorumluluğunu almak. Mümkün olduğunda çocuklara kendi kararlarını alma fırsatı verildiğinde kararlarının sonuçlarını da sahiplenmeyi öğrenip yetişkiliğe hazırlanabiliyor. Bunu kuzey ülkeleri daha iyi yapıyorlar. Erken yaşlarda yemek yeme ve giyinmeden başlayarak çocuklara, doğrusunu yapana kadar deneme zamanı veriyorlar.  Bizim toplumsal olarak çocuklara alan açma konusunda eksiklerimiz çok. Kendime de baktığımda, kızım küçükken onun yolundaki taşları temizlemeye fazla odaklandığımı, kendi hatalarını yaparak öğrenmesine pek alan tanımadığımı görüyorum.

Gyun’un bir dizi pratik önerisi var,

  • Olumsuz duygulara kapılmak ve çevreyi suçlamak ve geçmişe takılıp kalmak yerine olanları kabul edip bugün ne yapacağınızı düşünün.
  • Eylemsizlik tehlikeli. “Zaten denesem de başaramam”, “Oraya gitsem de konuşma fırsatı bulamam”, “Başvursam da kabul edilmem.” bahaneleri ile kanepede oturmayın. Deneyin ve en azından denemiş olmanın huzurunu yaşayın.
  • Farklı olmaktan korkmayın, her ne kadar dünya aynılığa prim verse de farklı olmaktan korkmayarak yol alanlar da var. (Ben Ayşe Eser’i beğeniyorum mesela. Daha yeni bir kitap yazdı. Adı Neden Neden. Sorgulamaktan ve fikirlerini savunmaktan geri durmayan bir genç anne.)
  • Herkesin söylediğini dinlemeyin ancak kendinize güvenli destek alanları aramayı da ihmal etmeyin. Kitap olur, arkadaş olur, doktor olur. Güvenli bağ kuracağınız bir iki kişi size destek verecektir.
  • Başkalarına odaklandığınızı hissettiğinizde yine kendinize dönün. İki şeyi değiştiremeyiz başkalarını ve geçmişi.
  • Bir diğer öneri de -mış gibi yapmak. Çok iyi hissetmesen de gülümsediğinde bir süre sonra beynin seni gerçekten mutlu sanıyor. Sebepsiz bir grilik varsa , yok-MUŞ gibi davranmak, rahat-MIŞ gibi yürümek, problemler karşısında felaket senaryoları üretmekten daha iyi olabilir. Endişe ettiğimiz potansiyel problemlerin önemli  bir kısmı düşündüğümüz kadar kötü sonuçlanmıyor. ( Pollyanna olalım demiyor ama kendimizi de kahretmeyelim, biraz koruyalım aklımızı diyor.)
  • Analiz etmeye çok meraklı beyinler “neden böyleyim ,neden böyle oldu” diye vakit harcarken sorunu çözmeye enerjimiz kalmıyor. “Neden yangın çıktı?” demek yerine önce söndürmeye odaklanmamızı öneriyor.
  • Bir diğer beyin rahatlatıcı yöntem olarak tabii ki dışarı çıkıp yürümeyi öneriyor. Yürümenin beynin iki tarafına da uyarı göndererek sakinleşmesini sağladığını anlatıyor.

Kitabın aklımda kalan ana fikri şu oldu: Özsaygı, insanın kendini kusursuz bulması değil; eksikleriyle, hatalarıyla ve güçlü yanlarıyla kabul edebilmesi. Belki de çoğumuzun yaptığı en büyük hata, kendimizden sürekli daha fazlasını beklemek. Tabii ki eksiklerimizi tamamlamaya çalışalım, istediğimiz alanlarda gelişelim.  Ama bunu sosyal medyanın dayattıkları ve toplumun başarı tanımları üzerinden değil kendi iç sesimizi dinleyerek yapalım ve en yakın arkadaşımıza gösterdiğimiz kadar anlayışı kendimize de gösterebilelim.

 

 

    Web sitemizde çoğunlukla 3. taraf hizmetlerinden gelen çerezler kullanılmaktadır.